Değerli kardeşimiz,
Evet, -imtihana tabi olan- her insan iman edecek potansiyele sahiptir. Çocukların, zihinsel hastaların ve tebliğ edilen vahyi -şartlarına uygun- duymayanın imtihandan muaf tutulması bunun açık delilidir.
Nitekim bir hadis-i şerifte, “Her doğan insanın, İslam fıtratı üzerine doğduğu” bildirilir. (bk. Buhari, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17)
Buna göre, her insan, İslam dinini kabul edebilecek yaratılışta, kabiliyette ve potansiyelde doğar.
Demek ki, insanın yaratılışında iman etme kabiliyeti ve potansiyeli vardır. Zira insan basit bir masanın bile kendi kendine yapılıp çatılamayacağını bilecek güçtedir. Putperestler bile kendilerini birinin yarattığını bilmişler, ama onu doğru tanıyamamışlar ve tabiatlarındaki ibadet etme ihtiyaçlarını, yanlış olarak cansız cisimlerle tatmin etmeye çalışmışlardır.
- Hiçbir insanın gıybet edilmekten hoşlanmaması, insan yaratılışının gıybeti reddetmesi demektir.
- Yalan söylemenin zorluğu, doğru söylemenin ise rahatlığı, yalanın yasak, doğrunun sevap olduğuna fıtratın şehadetidir.
- Kıskanma duygusunun insanın yaratılışına konulması da namus mefhumunun fıtrî olduğunu ders verir bize.
- Borç para istediğimiz bir dostumuzun, alacağını fazlasıyla geri istemesinden rahatsız olmamız, faizin haram oluşuna fıtratın şehadetidir.
Misaller çoğaltılabilir.
Şu hâlde, insanın yaratılışı güzel ahlak üzeredir. Ancak, insan tabiatına yerleştirilmiş bulunan bütün bu özelliklerin mecralarını bularak tekâmül etmeleri gerekiyor. Bu tekâmülün esasları, ilahi kitaplarda konulmuş ve peygamberlerce (as.) insanlık âlemine tebliğ edilmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet